Peygambere Naat

naat.

ey Rabbim’in habibi,
ey meleklerin refiki,
ey alemlere rahmet, bereket, mürüvvet kişi…

ey ademin selefi, ibrahim’in duası, musa’nın yoldaşı, isa’nın kardeşi.
ey abdülmüttalib’in neşesi, abdullah’ın yetimi, amine’nin tesellisi; çiçeği…
ey hatice’nin sevdiği fatıma’nın hasreti, aişe’nin efendisi,
ey cennet gençlerinin iki gülü, hasan ile hüseynin eşsiz dedesi…

ey ahir zaman nebisi,
ey cennetin mübeşşiri,
ey cehennemin neziri…
ey Rahmanın varlığının şahidi.
ey vahyin mübelliği, mümessili…

ey gönlümün neşvesi, idrakimin güneşi…
yıllar süren hasretimin,hüznümün sebebi, vesilesi…
ey insanlığımın rehberi, cümle mahkukatın fahri, önderi…
ey hasta kalplerin devası, tabibi…
ey güzelliğin timsali,
adı göklerde Ahmed-i Mahmud.,
zatı arzda, Muhammed Mustafa…
sonsuz sayıda selat,selam sana, zatına...

sensiz geçirdiğimiz zamanlar acılar getirdi,
ancak felaketler doğurdu,
fitne tabiatımız, atalet mesleğimiz,meskenet; meskenlerimiz oldu...
kan ve gözyaşlarımız sel oldu,
acımasız seyelanlarda idraklerimiz boğuldu.
ayrılığın ayırımlara, yokluğun yoksunluklara icbar etti bedenlerimizi.
ve bedenlerimiz zilletten vücudlar buldu.

sıyrıldık sıdkımızdan, uzaklaştık aslımızdan.
ve hiç bir zaman nasip almamışçasına utanmadan.
çıyanlar gibi ısırdık yekdiğerimizi sırtımızdan...
katlettik katil gecelerde,
ihanetlere peşkeş çektiğimiz izzetimizi…
katlettik metruk gönüllerde iffetimizi.

ey ecmelü’l ekrem, artık kalpler buruk.
ey ekmelü’l insan, artık çehreler soluk.
ey eşrefü’l mahlukat artık ameller bozuk…

kalplerimize nifak ağacı alabildiğine salmış iken köklerini,
o köklerden beslenen dallar olabildiğine göstermişken kendini,
şirkin en çirkin çiçekleri koklatmışken hoyratça zehrini.
biz seyretmekle yetindik,
biz sadece seyrettik,
süfehanın bedenlerimize sefihliği zerkini..

her şer aşikar, her şey olabildiğine pervasız,
ve hesapsız…
günahlar diz boyu, bulutlar dizlere etek,
günahkarlar kervan önü, önderler merkeb…
fitne, fesat insanlığa olmuş mezhep...
doğruluk, dürüstlük eskilerden menkibat…
ar, namus mu ararsın,
mabeynimizde olabildiğine vücud bulan esfel bir fuhşiyyat.
ah ki irin akmada esvak,
vah ki hayasızlık haykırmada etraku a'rab,
utanmazlık lebaleb yadımızda evrad…

ey nebiyyü’l mücteba, zatına müştakız,
ey usvetu’l hasene, cemaline muhtacız..
ey ukdetü’l kulub, şefaatine matlubuz,
ey Rabbin emini, hidayettir ancak maksudumuz.


24 Kasım 2006 Cuma ...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !